24 Oca 2012

Sevgi Perdesi / Çarpı İşi

Mahmur Prenses blogunun sahibesinden harika bir proje. Katılmak ve bilgi sahibi olmak için ==>"Sevgi Perdesi Projesi"

Onun dilinden bu projeyi dinleyelim :
Artık daha sevgisiz , daha tahammülsüz,  daha yalnız,  daha para düşkünü, daha çok tüketen bir   toplum olduk. Savaşlar, depremler, kavgalar…… Dünyadaki tüm  kötülüklere , savaşlara, açlığa, tecavüzlere,  perde çekelim. 
Bu perdeyi birlikte oluşturmayı teklif ediyorum.  Adının sevgi perdesi olmasını düşünüyorum..  Çünkü tüm kötülükler sevgisizlikten doğar. Sevgi dolu insanların çalışmalarını  bu perdede kare kare birleştirmek  Sevgimizin ne kadar büyük olduğunu tüm dünyaya göstermek istiyorum. Tüm fikirlere  açığım. Sizin düşünceleriniz, fikirleriniz desteğiniz benim için çok önemli.  Ben bu perdede çok sevdiğim blog dostlarımın isimlerini görmek istiyorum. Herkes el emeği yaptığı bir ürünü gönderip bloğunun adını yazarsa ben bu parçaları kare kare kumaşları birbirine ekleyerek üzerlerine   monte edeceğim. 

İşleyeceğiniz parça 23 x 23 kumaşa olacak 3 cm dikiş payı bırakacaksınız. Blog adınızı veya kendi adınızı işlemeyi unutmayın. Keçe, aplike, kanaviçe, kurdele nakışı, boyama, aklınıza gelen ve hayal gücünüzün ürettiği tüm el işleri olabilir :) Son gün 1 Şubat. 




Ben bu projeyi görünce çok heyecanlandım ve kanaviçeye sardığım bu günlerde hemen işleyip bugun kargoya verdim. Kumaşa dikilmiş halinin fotoğrafını çekmeyi unutmuşum Umarım kocaman bir perdemiz olur. Zamanı olan ve benim heyecanımı paylaşan herkesin katılmasını diliyorum.







Halamın kızı Canım Pınar ablam bugun bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Onun içinde bir pano işlemiştim. Küçük beyimizin doğum tarihini bekliyordum sabırsızlıkla bugun doğdu ve hemen bitirdim. Şimdi sıra çerçeveletmekte.





Son olarak minicik bir şey işlemeyi hayal ederken pek de öyle olmadı. Kumaşa dikip elyaflayıp belki biraz da içine lavanta koyup kapı süsü yapmayı planlıyorum :)


Benim haftam işte böyle geçti. Bol bol çarpı işi yeni yeni şemalar arayarak :) Şimdilik bebek panosu işleme işlerini rafa kaldırdım. Zira ailemde evli ve çocuksuz kimse kalmadı :) Oysa çok seviyorum bu şirin şeyleri işlemeyi. Artık isteyenlere ve zamanı gelince dostlarıma ve belki de kendime işlerim ^^

Mutlu Haftalar

28 Ara 2011

Büyüdükçe Çirkinleşiyoruz Sanki

Çocukluğum geldi aklıma bu gece. anlatmak istedim tıpkı geçen  koca yıllara bir mektup yazar gibi.

Sütçü geçerdi sokağımızdan. Her sabah aynı saatte. Süüütttçüüüü diye bir nameli narası vardı ki sormayın. Babam haftasonları sinir oldurdu adamcağıza uykumu böldü diye. Ama ben şimdi o sütçü amcayı özlüyorum. Sesine yatağımın içinden kırkırdardım. Günüm güzel başlardı ne güzel. 

Karşı sokağımızda da bir teyze vardı Seher Teyze. Hala vardır. 4 yıldır Denizli de yaşadığımdan di li geçmiş zaman kullandım farkında olmadan. Onun da inekleri vardı. Taze süt alırdık hep. Sütten nefret ederdim küçükken. Şimdi olsa o tazeliği geri çevirir miyim hiç. 4 yaşına dair hatırladığım anıların hepsi sütle ilgili annemin bana zorla süt içirmeye çalışması benim de odamın kapısını çarpıp ağlamalarım :) Videom bile var :) Hatta anneannem bakardı bana ben küçükken. annem babam işe gider o gelirdi ben onu eve doğru yaklaşırken gördüğümde kapıyı kilitler kadıncağızı içeri almazdım. Canım benim ne diller dökerdi beni ikna edene kadar. Süt içirecek diye korkumdan hep bu hallerim :) Belki de bu yuzden kahvemi sütsüz içerim :)


Bir pamuk şekerci vardı her gün öğlen saatinde gelirdi parkın köşesine. Pembe bulutlar ne de güzel gelirdi o zamanlar. Hiç mahrum kalmadım şekerden çikolatadan. Şimdiki çocuklara her şey yasak.

Parkımız vardı evin karşısında. Koca kız olana kadar sallandım ben salıncakta. Geceleri buluşma yerimizdi mahalledeki arkadaşlarımızla. O salıncak dert ortağımdı sanki. Salıncağa oturur durmadan sallanır yüzümü gökyüzüne çevirir yıldızları seyrederdim. Öss den bir gece önce uyuyamayıp yine salıncağıma koşmuştum. Ne güzel günlerdi. Gözlerim doldu şu an. Kim bilir neler anlattım o salıncağa. Ne dertlerim vardı minicik olup da benim büyüttüğüm. Şimdi o park yok orada yıkmışlar. Hüzünlendim.

Büyüdükçe ne garip oluyor dünya. Eskiden ne çok kırmaktan korkardım insanları. Ne değerliydi arkadaşlıklar dostlar. Eskiler hala değerli yeri apayrı. Şimdi korkmuyorum hayatımdakileri kırmaktan, çekinmiyorum. Söyleyemezsem içimde dert olur çünkü. Onlar umursamıyorsa ben de umursamıyorum. Yine de kıramıyorsam içime dert ediyorsam kendimi kırmaktan korktuğumdandır. Sonra düşünüp bir zaman sonra nasılsa yollarımız ayrılacak onun hatırasına bu halimle girmek doğru olmadı derim diye hep bunlar. Eksi olmaktansa nötr olmak. Kırmaktansa susmayı tercih etmek gerek bazen. Sanırım ben de öyleyim. Susuyorsam bir sebebi var :)

Büyüdükçe çirkinleşiyoruz sanki. Çocukken bir çiçeğe odaklanan gözlerimiz, şimdi toza buluta çevriliyor. annemizin yaptığı kekin kokusunun evi doldurması ne de mutlu ederdi eskiden. baban eve gelince koşup kapıyı açardın. Küçücük bir oyuncakla ne hayaller kurardın. Şimdi oyuncaklarımızı birer birer kırıyoruz. Savaşlar büyüdükçe çoğalıyor sanki. Hem dünyada hem kendi içimizde. Nefret kelimesini bilir miydik çocukken. Şimdi nefret söylemleriyle dolu her tarafımız. Gerçek sevmeler eskilerde kaldı. Seni seviyorum demek bile ne zor artık. Bir tek sevgi esirgenmezdi küçükken sarılırdık sebep yokken.

Affetmek de daha zor artık. Öpeyim de geçsin derdi annemiz. Öperdi ve geçerdi. Gerçekten geçerdi ama geçmez miydi? Şimdi gurur çıktı ortaya. Çocukken gurur ne demekti. Bilmezdik. Seviyorsak affederdik. Zaten küsmezdik ki aslında. Küslük nedir bilmezdik. Bir öpüşe erirdik. 

Özlüyorum o yılları. O yıllardaki saf halimi. Daha az bilip daha çok mutlu olmayı. Sadece saf temiz olarak sevmeyi. Çıkar olmadan. Biri iyilik yaptığında gene ne istiyor ki diye düşünmeden. 

Yine sütçü geçse sokağımızdan ben kıkırdasam yorgan altında sonra sıkılsam kalksam gitsem annemlerin odasına en içten günaydınlarla güne başlasam.

2012 bana çocukluğumu getirsen para pul istemem sağlık da orada kaldı, en derin huzur da en gerçek mutluluk da..